PlanlaMA

planlamaPlanlaMA. ‘MA’ iki harf sadece, kendi başına anlamsız, ses nefes çalışmalarında na ve ne’nin ardından kullanılan bir ses. Oysa, bu karakter yoksunu iki harf fiillerin ardına geldiğinde birden hacimleniyor, duruşu değişiyor, bir hava bir hava yanına yaklaşılmıyor. Ma ve Me kardeşler yeraltı dünyasının liderlerine dönüşüyorlar bir anda. Hükmediyorlar eylemlerimize. Geç, geçme oluyor. Yeşilken kırmızıya dönüyor ışıklar. Durup bekliyorsun. Bekle, bekleme oluyor. Koş, koşma. Yap, yapma. Hayatını yönetir hale geliyor Ma kardeşler. Hep negatifler. Hayat felsefeleri akışı durdurmak üzerine kurulu. Hal böyle olunca bizlerde de otomatik fren mekanizması haline dönüşüyor bu iki harf.

Yürü, yürüme.

Değiş, değişme.

Bu alışkanlıkla şaşkın bünyelerimiz. Adım atmamızı, hayatımızın düzenini elimize geçirmemizi öğütleyen fiiller bu iki kardeşle bitince şaşırıyoruz. Yap mı? Yapma mı? Ne yapacağımızı bilemiyoruz. Yeraltı dünyasının bu azılı suçluları melek şekline bürünmüş şeytanlar olarak hayatımıza burunlarını sokmak için her fırsatı değerlendiriyorlar. Yılsonu bir bakıyorsunuz göz açıp gelene kadar geliyor. Önünüzde yeni bir yıl. Tam zamanıdır diyorsunuz ve PLANLAMA zamanı.

Planlama?

Şeytan iş başında. Planlayacak mıyım? Planlamayacak mıyım? Başlarken olumsuz. O yeni yıl heyecanı yerini soru işaretleriyle dolu karışık bir zihin yapısına bırakıyor. Türk Dil Kurumuna sesleniyorum. İki fiilde bu azılı kardeşlerin kullanımını yasaklayın. İlerleyelim, planlayalım. PlanlaMA ve ilerleME değişsin. Yüzler gülsün, planlar tutsun, hep beraber ilerleyelim. İşin eğlencesi bir yana, hayallerin gerçeğe dönmesi için elimizdeki en etkili anahtarlardan birisi plan yapmak. Yıllık, aylık, haftalık hedeflerle ve kritik performans göstergeleriyle desteklenmiş planlar, ileriye doğru atılacak adımların altındaki zemini rahat yürünebilir, pürüzsüz ve sağlam hale dönüştürüyorlar.

Ben kendi adıma seviyorum plan yapmayı. Yaptığım planları yazılı hale getirip, gözümün önünde tutmayı. Bünye tembelliğe kaydığında, planlarım gözümün önünde bas bas bağırıyorlar. Ve silkinip harekete geçmemi sağlıyorlar. Yıllık yürüyüş, koşu planım bunlardan birisi. Sporun zararlı olduğunu söyleyen kimse yoktur. Yapmamak lazım diyen de. Herkes ister spor yapmayı. Peki kaçımız yapabiliyor? Yapmanın sırrını ben spor programımı yapıp gözümün önüne koymada buldum. Haftalık hedefim 12km. 3 gün 4’er km. Yaptıkça takvime işliyorum. Masama oturduğumda planım önümde sürekli koşmam gerektiğini hatırlatıyor.

Bir diğer tutkum kitap okumak. Bazen bir solukta bir kitabı okuyup bitiriyorum, bazen haftalarca sürünüyor kitaplar. Koşu programımın işe yaradığını fark edince bir plan da okumak için yaptım. Haftada 3 kitap hedefi oluştu böylece. Okuyacağım kitapların isimlerini yazıp masama gözüme sokacak şekilde yerleştiriyorum. Plan gözüme her iliştiğinde bir suçluluk kaplıyor bedeni. Sarılıyorum kitaplarıma. Hızımı arttıra arttıra okuyorum.

Spor? Tamam…

Kitaplar? Tamam…

Sırada blog var. Bir planda blog yazılarım için yapacağım. Hatta bu yazımı yayınlamanın hemen ardından. İlk üç ay haftada bir makale, ikinci altı ay iki ve sonrasında haftada üç makale hedefi koyacağım. Koyduğum hedefi yazıp masama yerleştireceğim. Yazdıkça bir tik işlem tamam.

Boş verin şu iki kardeşi onlar planlama dese bile siz planlayın. Unutmayın hayallerle gerçekler arasındaki tek var zamandır. Ve zamanı etkin kullanabilmek plan yapıp hayata geçirebilmekle mümkün. En verimli olduğunuz, en çok keyif aldığınız alanları belirleyip, planlarınıza odaklandığınız zaman iki kardeş başka bir kurbanın peşine düşecek. Sizse yüzde bir gülümsemeyle hakkınız olanı alacaksınız.

TDK yetkilileri yapın bir ayar, rahatlatın bizi…

Fotoğraf: ExpertBeacon web sitesinden alınmıştır. 

Etiketler:, , , , ,

Geri Bildirim gönder...

ob@ykut

This information box about the author only appears if the author has biographical information. Otherwise there is not author box shown. Follow YOOtheme on Twitter or read the blog.

Yorum Yaz

Yorum yazabilmek için girişyapmalısın