Oh My Ford

Oh My Ford, Aldous Huxley’nin ‘Cesur Yeni Dünya’ kitabından esinlenerek oluşturduğum bir başlık. Makaleyi okumak yerine videosunu izlemek isteyenler YouTube kanalıma linkten ulaşabilirler. Huxley kitabında tüketim toplumunun sorumlusu olarak gördüğü Henry Ford’u tanrılaştırır. Ve ‘Oh My Lord’u ‘Oh My Ford’ olarak değiştirir. Henry Ford günümüzü şekillendiren önemli karakterlerden birisi. Seri üretimi dünyaya tanıtarak toplumları bir daha geri dönülmemek üzere değiştirdi.

Sanayi Devrimi ile yapay gücün keşfi insana kendi gücü haricinde makinaların güçlerinden yararlanma olanağı sundu. Ford bunu bir adım ileri taşıyarak üretim bandı kavramını hayata geçirdi ve seri üretime başladı. Bu dönemde bir soruya cevap olarak Ford ‘müşterilerim benden istedikleri her renk arabayı alabilirler siyah olduğu sürece demiştir.

‘Oh My Ford’ bu cümleye verilebilecek tek tepki sanırım.

Ford’un bu devrimi ürünü öne çıkaran ve tüketiciyi az sayıda seçenek içerisinde alım yapmaya zorlayan bir ortam yarattı. Ulaşılabilir fiyata az seçenek. Arzın kral olduğu bir dönem yarattı ve tüm gelişmeler ürün merkezli oldu. Tüketici almak zorunda olan bir kitleydi sadece. Dolayısıyla da insan olarak değil bilançolarda rakam olarak yer aldılar on yıllar boyunca. Günümüze gelindiğinde bir sıçrama daha yaşıyoruz. Artık yapay olan güç aynı zamanda zeki. Tüketiciler için seçenek bol. Denge talep sahipleri lehine değişti.

Sonuç?

Artık ürün odaklı bakış açısı yerini hızla müşteri merkezli stratejilere bırakıyor. Kral değişti. Artık taç müşterinin. Yani insanın. Dolayısıyla bir çok yeni kavramla tanışmaya başladık. Bunlar arasında en hızlı yükselen kavram ‘müşteri deneyimi’.

‘Oh My Ford’ yerini hızla ‘Oh My Customer’a bırakıyor. Bırakmaya zorlanıyor. Ürüne kendi görece büyüklüklerine takılıp kalan kurumlar, yapılar ise birer ikişer siliniyor. Yok oluyor. Ford’u kafaya takanlar arasına Beat Kuşağının en önemli temsilcilerinden Allen Ginsberg’i de sayabiliriz. Beat Kuşağı’nın baş yapıtları arasında yer alan şiir kitabı ‘Uluma ve Öteki Şiirler’de yer alan Amerika şiirinde Ford’a;

Dörtlüklerime Henry Ford gibi devam edeceğim,

yazdıklarım onun çıkardığı

otomobiller kadar kişisel,

üstelik her biri

değişik cinsiyetten.

Amerika dörtlüklerimi peşin para

2500 dolardan satarım sana,

eski dörtlüklerimi de

500 eksiğine alırım.

diyerek sataşır. Oh My Ford. Oh My Ford. Ne yaptın dünyamıza? Zamanın küçük işletmesi Ford’un bankalardan ‘kim araba almak ister?’ diyerek kovulmasından, dünya devi olana kadar geçen sürede dünya çok değişti. Küçük bir aile şirketi dünyayı şekillendiren bir markaya evrildi. Bunu belirtmemin nedeni Aile Şirketi olan Kobi’lerin önemine vurgu. Hiç bir şey bir anda dev olmuyor. Kişiler gibi, şirketler gibi. O nedenle biyografileri okumanızı öneririm. Hiç bir işe yaramasa bile umutsuzluk anlarınızda vaz geçmemeniz için bir neden veriri size.

Ford’dan bugüne teknoloji, hayat her şey çok değişti.

Bu zaman aralığında en az gelişen konulardan birisi müşteriye bakıştı. Müşteri rakamdan ibaretti günümüze kadar. Bence iş dünyası en büyük değişimi ve kırılmayı müşteri kavramı üzerinde yaşıyor. Müşterinin tanımı, önemi tamamen değişiyor. Ve yerini deneyim odaklı değişimlere bırakıyor. Tüm tasarımlar, tüm iş modelleri ‘müşteri deneyimi’ merkezli yapılanıyor. Hal böyle olunca çalışana bakış açısı da tamamen değişiyor.

Unutulmamalı ki eşsiz çalışan deneyimi olmadan eşsiz müşteri deneyimi yaşatabilmek mümkün değil.

Etiketler:, , , , , ,

Geri Bildirim gönder...

ob@ykut

This information box about the author only appears if the author has biographical information. Otherwise there is not author box shown. Follow YOOtheme on Twitter or read the blog.

Yorum Yaz

Yorum yazabilmek için girişyapmalısın