Kurumsallaşma ve Profesyonelleşme

kurumsallaşma ve profesyonelleşmeGarip bir coğrafyada yaşıyoruz. Bazen yaşıyoruz bazen takvimin akışını izleyip yaşarMIŞ gibi yapıyoruz. Garip bir coğrafyadır bizimkisi, ne Avrupa ne Ortadoğu, devekuşu misali ne deve ne kuş. Maharet bu gerçeği manipüle edebilmekte. Doğru yerde kuş doğru yerde deve olabilmekte. Bazen de sadece kafayı kuma gömüp sabırla doğru anı bekleyebilmekte. Mevcut durumda ülkece ne kadar başarıp, başaramadığımız sizlerin taktirinde.

En çok mış gibi yaptığımız alanlar ise;

Kurumsallaşma ve Profesyonelleşme.

Bu terimlerdeki ‘me’ ve ‘ma’ eklerini ciddiye alıyoruz sadece. O yüzden kurumsallaşma değil, kurumsallaş. Profesyonelleşme değil, profesyonelleş diyelim mi bundan sonra?

Ben coğrafyanın garipliğine dönelim mi? Garipliği ülkeler ve siyaset boyutundan ziyade insan özelinde, şirket merkezli değerlendirmek istiyorum. Hafızamızın çok gelişmiş olmadığı konusu her daim gündemdeki tartışmaların merkezine oturuyor. İstanbul’da sık sık trafik kazasına şahit oluruz. Hem de ne şahitlik hem kazanın olduğu şerit hem de karşı şerit durma noktasına gelir. Hepimiz nasıl ki futbol yorumcusu, deprem uzmanı isek anında trafik kazaları konusundaki engin tecrübelerimizle başlarız yoruma. ‘Deli gibi gidiyorlar!’ dan ‘Beş dakika erken çıksana kardeşim acelen varsa’ ya ‘Bakkaldan ekmek alır gibi ehliyet alıyorlar’ a kadar bir sürü konuşma balonu salınır atmosfere trafik tıkanıklığı boyunca. Tıkanıklık geçer yol hafiften akmaya başlar. Cik cik şakıyan bütün kuşlar bir bakmışsın deve olmuş. Gaza asılanlar, makas seviciler, emniyet şeridi aşıkları az önce saydırdıkları kazayı unutmuşlardır bile.

Görürüz. Yorumlarız. Sıra ders çıkartıp, düzeltici önleyici faaliyetlere geldiğinde Nasreddin Hoca tek başına, bir kişiyi bulamazsınız değişecek. Bu durum fabrikalarda kıyafet kurallarına uymama sonucu geçirilen iş kazalarından, koca tesise onlarca milyon harcayıp yangın sistemini kadere emanet eden sanayicilere kadar durum böyle. Bir yandan dünya diyoruz, Pazar diyoruz, büyüme diyoruz, bir yandan da aynı şeyleri yaparak farklı sonuçlar elde etmeyi umuyoruz. Einstein’ın bu durum için bir sözü var. Merak eden hızlıca internette bulabilir.

Durum aile şirketleri için de aynı, çevremize bakıyoruz. Babasına akıl sağlığı yerinde değil davası açıp şirketi iç etme derdindeki çocuklar, baba oğul silahla birbirini kovalayanlar, gelin damat el ele şirket gider hiçliğe kumpasları, ölümsüz sanılan kurucu öldü ama daha çocuklar hazır değil; kalk Bey kalk!

Bu ve benzeri zaman zaman çok daha sert ve çirkin örnekleri sürekli duyuyoruz. Vah vah! Tüh tüh! Bizim başımıza gelir mi? Önlem: Aman Allah korusun! Neyse ki yakınlarda hep bir tahta var da anında önlemimizi tahtayı 3 yumrukla yere sererek alıyoruz.

Kurumsallaşma ve Profesyonelleşme

Kurumsallaşma? Denedik olmadı.

Profesyonelleşme? Bizim kadar işe sarılmıyorlar, olmuyor bizde.

Hepimiz insanız, hırsları olan, duyguları, kinleri, öfkeleri, tutkuları olan canlılarız. Her şeyin ötesinde bir arada yaşamaya çalışan ama içinde hep bir uzaklara gitme sevdası biriktiren canlılarız. Çevremizde yaşanan aman ağzından yel alsın temalı yaşanmışlıkların hepsinin bizim başımıza gelme olasılığı var. Şirket kuran, büyüten ve başarılarının farkında olan girişimciler; ölümsüz değilsiniz! Hayattayken ve güçlüyken şirketinizin geleceğini güvence altına alın, alın ki siz gidince şirketiniz de peşinizden alelacele gelmesin. Kurallarınızı belirleyin. Gelecek kuşağın eğitim ve kariyer planlamasından, gelin ve damatların haklarına kadar. Hikayenizi yazın. Yazın ki yeni kuşaklar önlerine serilen hayatın kaynağını ne emekle bu noktaya geldiğini anlayabilsinler. Adam yerine koyun ki çocuklarınızı siz öldüğünüzde şirket çalışanları da adam yerine koyup lider bilsinler.

Şu çok yoğunum, başımı kaşıyacak zamanın yok sığınağından bir süreliğine çıkın. Geleceğinizi planlayın. Planlayın ki; çocuklarınızın nasıl büyüdüğünün farkına varamamış olmanızın bir sonucu olsun. Aile konseyi oluşturun, beyaz yakalardan işinin ehli olanları alın yanınıza sorumluluk verin, aile anayasanızı hazırlayın, vasiyetiniz hazır olsun ve ölmeden hayatın keyfini çıkartacak zaman ayırın kendinize. Bir ay kaybolun sevdiğinizle, tatil yapın, selfie çekin, yiyin, için, nefes alın…

Kurumsallaşma ve Profesyonelleşme iyidir, size özel dikildiği sürece…

Bunca emek, bunca çaba biraz da olsa keyfini çıkartmak lazım sonunda… Kurumsallaşma, profesyonelleşme iyidir, emek ister, sabır ister, ‘kaç kere denedik olmadı’ yı bir kenara bırakın inanarak ve planlayarak yapın, çıktısı huzur olacak, tatil olacak, sizden sonra da adınızı sürdürecek koskoca bir şirket olacak. Daha ne olsun?

Kurumsallaşın, profesyonelleşin ki girişimci ruhunuzu işinize yansıtabilecek zamanınız olsun. Bir milyon euro makina yatırımını düşünün alınacak bir koli A4 kağıt ile uğraşmak yerine.

Kurumsallaşma, Profesyonelleşme, Aile Şirketleri, Aile Anayasası başlıkları üzerine yaptığım sohbeti izlemek için lütfen tıklayınız.

Etiketler:, , , , , , , ,

Geri Bildirim gönder...

ob@ykut

This information box about the author only appears if the author has biographical information. Otherwise there is not author box shown. Follow YOOtheme on Twitter or read the blog.

Yorum Yaz

Yorum yazabilmek için girişyapmalısın