Empati

Empati, yaratıcı dönüşümün (design thinking – tasarım odaklı düşünme) en kritik evresi. Empati’ye farklı bir açıdan bakmaya çalışacağım umarım doyurucu ve tatminkar olur sizler için. Morgan Freeman sebebini bilmeden saygı ve hayranlık duyduğum insanlardan. Hani görür görmez kanınız kaynar, güven ve hatta huzur duyarsınız ya yanında bazı insanların. Morgan Freeman’ın bendeki etkisi de tam olarak bu. Huzur. Tanımadan varlığına şükrediyorum. Netflix’de bir serisi var ‘The Story of God – İnancın Hikayesi’ izlemenizi öneririm. Doyurucu ve keyifli bir dizi. Bir bölümünde meditasyonun beyin üzerindeki etkisini görmek üzere yapılan bir çalışmaya katılıyor ve meditasyon anında ön lobda meydana gelen değişiklikler gözlemleniyor.

Meditasyon yapıyor musunuz? Bilmiyorum. Yapanlar vardır. Benim yöntemim en basit olanı sanırım. Nefesimin peşine düşüyorum.

Farkına varıyorum. Nefesimle kucaklaşıyorum. Böylece geçmiş, gelecek yavaş yavaş siliniyor. An kalıyor. O an kimilerinin üçüncü göz dediği benim bilim odaklı takıntımın ise beynin ön kısmındaki aktivite dediğim bölgede yoğunlaşmayı hissedebiliyorum. Ve tam gözlerimin orta noktasından bir ışık kaynağı projeksiyon cihazı gibi çalışmaya başlıyor.

Tüm bunları neden yazıyorum? Temel gerekçem şu; bizi bir arada tutan bazı şeyler var. En kuvvetli olanlarından birisinin Empati olduğuna inanıyorum. Design Thinking – Yaratıcı Dönüşüm (benim değimim bakınız bir önceki blog yazım) süreçleri içerisinde de bence en kritik olanı, sürecin yaratıcısı olduğuna inandığım evre Empati. Empati kavramında önemli bir yeri olduğuna inanıyorum aldığımız nefesin, nefesin farkına vararak tetiklediğimiz meditasyonumuzun.

Empati bizi içimizdeki en iyi versiyonumuza ulaştırıyor.

İçimizdeki Tanrı’ya, saf insana yakınlaştırıyor. Günümüzde özellikle müşteriye dokunduğumuz her noktada tasarımı yaparken hareket noktamız olması gereken de Empati. Her ne üretiyorsak üretelim. Bu ister ürün olsun, ister hizmet birilerine sunmak için üretiyoruz. O halde nasıl oluyor da bu üretim amacını göz ardı etmeyi bu kadar net başarabiliyoruz?

Geldiğimiz noktada yapay zekanın hayatımızın her noktasına girmeye başlamasıyla gelecekte bize ne kalacak sorusu daha çok sorulmaya başlandı. Hepi topu 12 saniye süren uçuştan günümüzde geldiğimiz noktaya bir bakın. Havada 12 saniye kalmayı güç bela başaran insan Mars’ta koloni kurmanın hayalinde. Her şey değişiyor. Bitmeyen ve tekrarlayan bir yaratma sürecinin içerisinde kendimize yön vermeye çalışıyoruz. Yapay zeka 12 saniyelik uçaktan bir adım ileride ve Mars kolonisi hayalimizde olduğu gibi bizi benzersiz ve hayalimizin ötesinde bir yere doğru sürüklüyor.

Peki yapay zekanın işimize, hayatımıza artan oranda entegre olmaya başladığı dünyada bize ne kalacak?

İnsan olmak. Empati, iletişim, nefes. Satranç devlerini yenebilir hale geldi yapay zeka, peki dünya şampiyonunu yendiğinde ne hissediyor sizce? Peki ya yenilen insan ne hissediyor? İşte aramızdaki fark bu, duygular, maneviyat. Müşteri Deneyimi Tasarımı süreçlerinde de, design thinking – yaratıcı dönüşüm süreçlerinde de odaklanmamız gereken nokta bu. İnsan.

Empati bu odaklanma yolculuğumuzdaki deniz fenerimiz, yolumuzu aydınlatan ışık. Öğrenmemiz, farkına varmamız ve parlatmamız gereken en önemli becerimiz. Şükretmeyi, sakinliği ve basitliği keşfetmemizi sağlayacak olan güç; Empati! Bir çiçeğin, bir sokak hayvanının, bir insanın, dünyanın nasıl hissettiğini, neler yaşadığını anlamamıza yarayan, bizi bize yaklaştıran güç bahsettiğim. Empatimizi ne kadar parlatabilirsek o kadar yaklaşabiliriz İnsan’a, varoluşumuza.

Bu nedenle en kritik süreç empati.

Bizi robottan, androidlerden, yapay zekadan ayıran en temel becerimiz. Ruhumuz. Yüzümüzdeki gülümseme. Dokunuşumuzdaki anlayış. Yakınlık empati. Sahip olduğumuz güç empati. İyileştirici. Sakinleştirici. Barıştırıcı güç. İletişimin tutkalı. Kullanmaktan çekinmeyin. Geliştirin doğuştan sahip olduğunuz empati yeteneğini. Hangi yaratıcı güce inanıyorsanız, o gücün size verdiği en önemli yeteneğiniz.

Peki ne yapacağız?

Anlamaya çalışacağız. Dinleyeceğiz. Ve farkına varacağız. Farkına vardıklarımızı tasarımımıza aktaracağız. Bu kadar basit yaratıcı dönüşüm, müşteri deneyimi. Bu kadar basit olduğu için çok zor ya zaten. Dünyaya bakış açımızı, yetiştirilme tarzımızı, alıştığımız düzeni yıkmamızı gerektirdiği için zor. Adım atmamız gerektiği için zor. Ve kutunun dışında düşünmemiz gerektiği için değil, kutunun olmadığını kavramamız gerektiği için zor.

Kendinize iyi davranın, düşünmeye, değişmeye ve yolculuğa devam.

Etiketler:, , , , , , , , ,

Geri Bildirim gönder...

ob@ykut

This information box about the author only appears if the author has biographical information. Otherwise there is not author box shown. Follow YOOtheme on Twitter or read the blog.

Yorum Yaz

Yorum yazabilmek için girişyapmalısın