Düşünmek ve Yaratıcılık

Düşünmek ve yaratıcılık, akıl ve duygu, beyin ve kalp ihtiyacımız olan muhteşem ikililer. Marvel kahramanlarından daha güçlü. Geleceğimiz için çok önemli ve kritik ikililer. Tüm sistemimizin düşünmeyi ve yaratıcılığı yıldızlaştıracak. Aklı ve kalbi beraber çalıştıracak ve yüceltecek şekilde şekillenmesi, baştan aşağıya yeniden tasarlanması gerekiyor. Günümüz dünyasında okullardan başlayarak yepyeni bir tasarıma, deneyim tasarımına ihtiyacımız var.

‘Geçmişi analiz edebiliriz, ama geleceği tasarlamamız gerekir.’ diyor De Bono (Düşün Çok Geç Olmadan kitabında). Bizim yetiştirilme tarzımız tamamıyla analiz odaklı. Geçmişten ders çıkartmak tabi ki gerekli ancak bu çıkarımları nerede kullandığımız çok daha kritik öneme sahip. Deneyim yaşamın tüm alanlarında önemli. Tam da bu nedenle devamlılık yerine sürdürülebilir gelişime, değişime ve deneyime odaklanmanın zamanının geldiğini düşünüyorum.

Okullarımızda tasarıma odaklanmamız gerekiyor. Sanata. Sevgiye. Deneyime. Hayata. Böylelikle yetişen yeni kuşaklara geleceklerini tasarlama fırsatını sunabiliriz. Design Thinking – Tasarım Odaklı Düşünme benim deyimimle Yaratıcı Dönüşüm öğretilmeli. Global arenada marka yaratmak için markalaşma dersleri olmalı. Öncelikle kendileri bir marka olmayı öğrenmeli yeni kuşaklar. İş hayatı öğretilmeli. Empati. Farklı kültürlerle çalışmak. Kariyer planlaması. Hayal kurmak öğretilmeli. Eksik olan yanımız bu bence. Düşünmek ve yaratıcılık özendirilmeli.

Şahane matematik, acayip coğrafya, sular seller gibi tarih biliyoruz. İş hayatına atıldığınızda her şey sıfırdan başlıyor. O ilk kelimemizi söyleyip, ilk adımı attığımız ana dönüyoruz. Ve üflediğimiz flütten çıkan o ilk kulak tırmalayan ses çıkıyor.

Çuvallıyoruz. Çakılıyoruz.

Sonra öğrenme süreci başlıyor. İnsanı tanımaya başlıyoruz. Empati yeteneğimizi geliştirmeye çalışıyoruz. Kişisel gelişim kitaplarına saldırıyoruz. Yaratıcılık. Liderlik. Ne bulursak okumaya öğrenmeye çalışıyoruz. Tabi bir kısmımız. Halbuki tüm bu başlıklarla ilgili okul sıralarında harcadığımız saatlerde biraz bilgilenmiş, beceri sahibi olmuş olsaydık nasıl olurdu?

İş hayatından insanların okullarda aktif rol alması gerektiğini düşünüyorum. Başarısızlığı tatmış. Çuvallamış insanların birikimlerini aktarmalarına ihtiyaç var. Akademik kariyer süper ama bana biraz deney ortamı gibi geliyor. Normal şartlar altında her şey şahane de kurumsal bir firmada yükselmeye çalışıyorsanız fevkalade anormal şartlar altındasınız demektir. 101, 451 kodlu derslerde duyduklarınız çok da işe yaramaz. Her şeyden önce stres altındasınız.

Ve insanlar stres altında özlerine dönerler.

Panikle istemedikleri cümleler kurarlar. Pişman olacakları adımlar atarlar. İşte tam da bu anlar için hazırlanmalıyız. İletişim becerilerimiz geliştirmeli ve ilişki kurmayı becerebilmeliyiz. Bu eksikliği tamamlamak kurumsal firmaların eğitim bölümlerine düşüyor. Eğitim bölümlerinde çalışan arkadaşlarımız bu yetkinliklerin geliştirilmesi için onlarca eğitim planlıyorlar. Sonuçta bazı çalışma arkadaşları bu eğitimlerde kendilerine sunulanlar sonrası gelişimlerine odaklanıyorlar. Gerçek anlamda düşünmeye başlıyorlar. Ve düşünmek ve yaratıcılık hayatlarına girmeye başlıyor.

Eğitimlerde beraber olma fırsatını yakaladığım arkadaşlarımdan bir kısmı eğitimlerden sonra kişisel gelişimlerine katkı sağlayabileceğini düşündüğüm kitap önerisi istiyorlar. Sohbetlerimizin en mutlu eden anları bu taleplerle karşılaştığım anlar oluyor. Bir adım atarsak önce biz, çevremiz, ülkemiz ve dünya değişir. Eğitim bölümlerinin öneminin daha da arttığı, kurumsal firmaların yetkinlik geliştirme yönündeki çabalarının anaokullarından itibaren tüm eğitim sistemine nüfus etmesine ihtiyacımız var.

Düşünmek ve yaratıcılık aşısı yapılmış bir çocuğun gelişimi emin olun hepimizi büyüleyecek seviyede olacaktır.

Bildiğimiz, alıştığımız yapıları devam ettirme alışkanlığına sahibiz. Nedeni konfor alanımız, oyun alanımız olması. Başımıza ne geleceğini daha doğrusu ne yapmamız gerektiğini biliyoruz. Böylece yıllarca aynı dersi rahatlıkla verebiliriz. Kendimizi geliştirmeye, değişmeye ihtiyaç duymadan.

İnsana dokunan herkese sesleniyorum. Dokunduğunuz insanlara nasıl bir deneyim yaşatıyorsunuz?

Yaratıcı düşünmeye zaman ayırın.

Gününüz bir kısmını gerçek anlamda düşünmeye, tasarıma, yaratıcılığınıza ayırın. Çok eğlenceli olduğunu göreceksiniz. İşe yaradığınızı hissedeceksiniz. Kendinize güveniniz artacak. Dolayısıyla insanlara da güveniniz artacak. Güven artınca ilişki başlayacak. İletişim artacak. İlerleme, değişim tetiklenecek.

Hayal kurmak bizim yetiştiğimiz dönemde ayıp derecesinde dışlanmıştı. Kafaya şaplağı yerdin hayallere dalmışsın diye. Hocadan fırça. Hayalin olmazdı, olamazdı. Hayal’in karşılığı düş. Hayalin, düşün oluyor haliyle. Bu kelime oyununun zihnimizde de bir şekilde oynandığını düşünüyorum. Hayal yasak. Düşünmek yasak. Ezberlenecek ezberle. Yapılacak yap. Ben Robot! Beyin var, kalp işlevsiz. Akıl var, duygu yok. Dünya santranç şampiyonu yapay zekaya yenilir, ağlar. Yapay zeka dünya şampiyonudur, sevinmeyi bilmez. Bizi biz yapan duygularımız. Duygularınızı ateşleyin.

Hayal edin. Düşünün. Yaratın. Çok eğlenceli. Kesin bilgi…

Etiketler:, , , , , , , , , ,

Geri Bildirim gönder...

ob@ykut

This information box about the author only appears if the author has biographical information. Otherwise there is not author box shown. Follow YOOtheme on Twitter or read the blog.

Yorum Yaz

Yorum yazabilmek için girişyapmalısın