Değişim: Değişmeyen Tek Şey

Değişmeyen tek şey değişim!

Her şey değişiyor. Vücudumuzdaki hücreleri düşünün attığımız her adımda yok olan ve var olan onlarca hücrelerle bambaşka bir insana dönüşüyoruz. Peki değişmeyen tek şey değişimse ve hayatın heranına değişim hakimse, bu direnç niye?

İşte cevabı: İnsanlar değişime açıktır değiştirilmeye kapalıdır.

Yani her birimiz kendimiz istersek değişiriz. İstemezsek kimsenin yapabileceği bir şey yok. O nedenledir ki sizler müşteri deneyimi kavramının önemine içtenlikle inanıp adım atma kararı almadıkça ne benim, ne de bir başkasının yapabileceği hiç bir şey yok. Daha net bir örnek mi istiyorsunuz buyrun? Temizlik imandan gelir söylemiyle büyürüz. En çok inanç sahibi olduğunu iddia eden ülkeler ile Japonya’yı karşılaştıralım. Sanırım ne demek istediğimi daha net ifade edebildim. İnanıyormuş gibi yapmak değil kastım adım atmak.

İşin bu kısmına başka bir makalede değiniriz. Şimdi dönelim ana başlığımıza:

Değişmeyen tek şey değişim.

Ve bu değişim bazı durumlarda inanılmaz bir hızla gerçekleşiyor. Kimi durumlardaysa akış çok yavaş. Bu kavramı açıklamak için Martin Ford’un keyifle okuduğum kitabı Robotların Yükselişi’nde değindiği S Eğrisini kullanmak istiyorum. Ford kitabında S Eğrisini açıklarken uçak örneklemesi yapmış ve grafik olarak şahane açıklamış. Özetlemek gerekirse bir teknoloji/yenilik ile değişim tetiklenir ve sonunda yeni bir adım atmak için başka bir yıkıma ihtiyaç vardır.

Buradaki yıkım olumlu anlamda, bir çağın sonu diğer çağın başı gibi düşünün.

Yapıcı yıkımlar konusunu da yazılacaklar arasına alıp devam edelim. Ford uçak teknolojisini vurgularken pervaneli teknolojilerde yapılabilecek her şey yapıldığında ilerleme durdu diyor özetle yani ’S’nin tepe düzlüğüne erişildi. Yeni ’S’ atılımı jet motorların uçak teknolojisine kazandırılmasıyla başladı.

Benzer bir durumla karşı karşıyayız. Bir ’S’in sonuna geldik, yeni ’S’ başladı. Ve bu yeni ’S’ iş yapış modellerimizi kökten değiştirecek. Tabi değişmek isteyenler değişecek. Peki ya istemeyenler? Yok olacak başka ne olabilir ki?!?

Bahsettiğim ’S’ tüm iş dünyasını ilgilendiriyor. Sanayi devrimiyle başlayan ürün odaklı rekabet devrini tamamladı. Henry Ford’un müşterilerine siyah olduğu sürece istedikleri renk araba satmayı taahhüt ettiği günler artık bitiyor. Kitlesel olan üretim, pazarlama, satış, kampanya yönetimi, reklam vs vs aklınıza gelen her başlık yok oluyor. Bireysel olan, kişisel olan her şey ön plana çıkıyor. Yani artık sizi ayakta tutan, ürününüzü tüketenlerin ve üretenlerin İNSAN olduklarını fark etmeniz gerekiyor.

Hal böyle olunca bilanço, kâr odaklı rakam yüklü analitik başka değişle maddi bakış açınızın yanına, hatta önüne duygu yüklü manevi bakış açısını eklemeniz şart. Finansçı arkadaşlarım kusura bakmayın ancak müşteri ve çalışan deneyimi önünüze geçecek. Nasıl çok uzak olmayan bir geçmişte insan kaynakları, maaş brodro özlük iken bugün en önemli fonksiyonlardan birisi olduysa. Önemi daha da artacak. Katlanarak artacak. Çünkü, ürün odaklı iş modelleri artık büyüme getirmeyecek yani ’S’in sonuna geldik. Büyüyebilmek, rekabet edebilmek için yeni ’S’e odaklanmanız şart. İNSAN’a.

Sanayi devrimiyle yapay olan gücü keşfeden insan. İçlerinden çıkan ve ‘insanlara ne istediklerini sorsaydım daha hızlı bir at isterlerdi’ diyen, dünyanın akışını değiştiren Henry Ford ile seri üretimi keşfetti. Kimileri için günümüz vahşi kapitalizminin baş sorumlusu Henry Ford. Öyle veya böyle dünyanın akışını hızlandırdığı kesin. Ulaşımı hızlandırdı. Üretimi hızlandırdı. Haliyle tüketimi de hızlandırdı. Seri üretim, yoğun ve adetli üretimi körükledikçe. Kitlesel pazarlama oluştu. Yığınlar için hazırlanmış TÜKETİN içerikli reklamlar. Rekabet bu şekilde akarak günümüze geldi. Ürün odaklıydı her adım. Ürünler çeşitlendi. Kaliteleri arttı. Ancak sonuçta tüm rekabet unsurları taklit edildi. Kopyalandı.

Günümüze gelindiğinde rekabet unsuru olarak geriye bir tek İNSAN kaldı.

Değişmeyen tek şey. Değişim. Değişin. Değişmezseniz. Son yakın yeni bir ’S’ çiziliyor. Dün başlamadıysanız çizmeye, bugün tam zamanı, yarın çok geç. Kennedy’nin dediği gibi yerinizde saymak için bile koşmanız gereken bir çağdayız. Büyük turları izleyenler bilir. Yarışın öyle bir anı gelir ki bütün favoriler bisiklet tepesinde dönüp dönüp arkalarına bakmaya başlarlar. Rakiplerini okuyabilmek, ataklarına karşılık verebilmek için. Tam o anda bir yokuş başlangıcında, bir göz kırpma boşluğunda, o biranlık zaman donmasında birisi kaçar. O kadar yüksek kadansla kaçar ki diğerleri sadece bakar. Tıpkı Nokia’nın Apple’ın arkasından baka kalması gibi.

Değişin, değişin, değişin…

Unutmayın ‘değişmeyen tek şey değişim’.

Tüm iş modelinizin merkezine İNSAN’ı alın, rakamlar bir bakmışsınız ziyadesiyle tutmuş. Yoksa rakamlarınız tavla başında hatırlanacak anılar olacak. Yok olacaksınız!!!

 

Müşteri deneyimi ve diğer blog yazılarım için tıklayınız…

Etiketler:, , ,

Geri Bildirim gönder...

ob@ykut

This information box about the author only appears if the author has biographical information. Otherwise there is not author box shown. Follow YOOtheme on Twitter or read the blog.

Yorum Yaz

Yorum yazabilmek için girişyapmalısın